İşaretli yazıyı okutmak için tıklayın. Günaydınmilas.com GSpeech
MILAS
marketlerlogo2.png

twt-btn.pngfb-btn.png

videoana_246a7.png

giydirme1.gif

 

giydirmealt.gif

giydirmealt-2.gif

 
 
 
 
 
 

paylas2_0ca43.png
 
Duyarlılığını Göster Haberi Sen de Paylaş

Helal dairesi ne kadar geniş?

(106 Duygu)
(84 Duygu)
(81 Duygu)
(85 Duygu)
(91 Duygu)
(94 Duygu)
(72 Duygu)
 

ibrahim-aydn-150x150.jpgFıkıhta kabul edilen umumî ve küllî kaidelerden birisi “Eşyada asıl olan ibâhadır” şeklinde ifade edilir. Bunun bizim açımızdan açılımı şöyle ifade edilebilir: Allah’ın yeryüzünde yarattığı varlıklarda, nimetlerde “Helal olma vasfı asıldır.” Bir şeyin “haram” olması ise ancak Allah tarafından “haram kılınması” ile gerçekleşir. Dolayısıyla bir şeydeki haramlık vasfının illeti ilahî yasaktır.
Bu açıdan baktığımızda, haramların helallere göre sayısının ve hayatımızda kapladığı alanın çok dar ve sınırlı olduğunu görürüz. Bediüzzaman Said Nursî bu hakikati ve küllî kaideyi Altıncı Söz’de şöyle vecizeleştirmiştir: “Helal dairesi geniştir. Keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i ilahiye (Allah’ın farz kıldığı şeyler) ise hafiftir, azdır.”
Helal kavramının kuşattığı alan bu kadar geniş olmasına rağmen, özellikle günümüz dünyasında, nefse ve hevaya yönelik yol ve araçların alabildiğine çoğalması sebebiyle bu tablo tam tersine dönüşmüştür. Sanki helal dairesi değil de haram dairesi geniştir. Helallerin az, haramların ise alabildiğine geniş ve çok şeklinde algılandığı bu bakış açısı, insanları haram bataklığına çekmekte; bu bataklığın içinde çırpınanlar ise, kurtulmaya çalışmak şöyle dursun, haramları birer fazilet ve üstünlük vesilesi görüp onları ellerine-yüzlerine sürmeyi tercih etmektedirler.
Kazancının helalden mi haramdan mı olduğuna aldırmazsan…
Helal kavramının anlamını yetirdiği, değersizleştiği, buna karşılık haram kavramının ise bir tehlike ve helaket sebebi olarak görülmediği bir ortamda, ne ilahî, ne de insanî sınırlamaların, hukuk kurallarının işlemeyeceği çok açıktır. İşte biz böyle bir zaman ve zemindeyiz. İşte biz, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) âhir zaman alametlerinden birisi olarak zikrettiği ve uyardığı şöyle bir dönemde yaşıyoruz:
"Bir zaman gelecek ki, insanlar kazandığının helalden mi yoksa haramdan mı olduğuna aldırmayacak."
Üstelik bu öyle bir psikolojidir ki, haramlar manevî yapımızdan birer parçamızı alıp götürdüğü, paramparça edip kanattığı halde, onlardan zevk alabilecek bir sarhoşluk, bir kendinden geçmişlik halidir.
Bediüzzaman, Yirmi Üçüncü Söz’de, “Dünyaperest, hayat-ı dünyeviyeye âşık ve ahsen-i takvimde yaratılmış olma sırrından gâfil insan”a seslenir ve ardından karanlık bir tünelde gerçekleşen bir tren yolculuğundan bahseder. Tünelin kenarlarında “pek câzibedar çiçekler, leziz meyveler” vardır. İnsanlardan bazıları ellerini uzatıp o çiçekleri koparmak, o meyveleri almak için çalışırlar. Fakat o çiçekler ve meyveler, dikenli-mikenlidir. Tutunca insanların ellerine batıp kanatmaktadır. Tren hızlıca gittiği için tutanların ellerini adeta parçalamaktadır. Üstelik tren yolcularına etraftaki çiçek ve meyveleri koparma yasağı getirilmiştir. Bu suçu işleyenlere ağır cezalar konulmuştur. Kısacası, geçici ve sadece görüntüde olan bir zevk ve lezzet için inanılmaz derecede zarar ve ziyan vardır.
Ama trende bazı görevliler vardır ki, yolculardan sadece “beş kuruş”luk bir bedel ödeyen herkese o çiçek ve meyvelerden toplayıp takdim etmektedirler. Bu yolu tercih edenler ise, hem o güzel lezzetleri tatmakta, hem bunu çok ucuza mal etmekte, hem de o acı ve elem dolu hallerden, ağır cezalardan kurtulmaktadır.
Haram ve şüpheli yiyecekleri yediğiniz zaman…
Bediüzzaman, aynı hakikati On Birinci Şuâ’da açıklarken, dünya hayatını bir hapishaneye benzetir. Hapishanenin bahçesinde kurulmuş bir darağacı vardır. Küçük bahçenin önündeki büyük ve yüksek duvarın arkasında ise, bütün insanların katıldığı bir piyango dairesi bulunur.
Hapishaneden mutlaka, eninde-sonunda çıkış yapılacak, içerideki herkesi birer birer dışarı çağıracaklardır. Bu çıkış ise ancak iki şekilde gerçekleşebilecektir: Ya, "Gel, idam ilanını al, darağacına çık" veya "Sana müjde! Milyonlar altın bileti sana çıkmış. Gel al" şeklinde duyuru yapılacaktır.
Tam o sırada hapishaneye iki farklı grup, iki farklı kafile girer. Bir kafilenin ellerinde çalgılar, şaraplar, zâhirde gayet tatlı helvalar, baklavalar bulunur. Eğlenceli ve cazip araçları ve yöntemleri kullanarak, görünürde tatlı ve lezzetli, ama gerçekte acı ve zehirli yiyecekleri yedirmeye gayret ederler.
İkinci kafilenin ellerinde ise terbiyenameler, helal yemekler ve mübarek şerbetler vardır. Hapishanedekilere ikram edip, o terbiyenamelerden güzel nasihatler ve tesirli sözler okumakta, sonrası için çok önemli uyarılarda bulunmaktadırlar:
“Eğer, önceki kafilenin sizi imtihan etmek için verilen hediyelerini alıp yerseniz, şu gözünüz önündeki darağaçlarında asılacaksınız. Üstelik o haram, şüpheli ve zehirli yiyecekleri yediğiniz için, asılma vaktine kadar da dayanılmaz sancılar çekeceksiniz. Tıpkı bu hatayı daha önceden işleyenler gibi. Eğer bu memleketin Hakiminin fermanını okuyup, size sunduğumuz hediyeleri alır, terbiyenamelerdeki duaları, zikirleri okursanız asılmaktan kurtulursunuz. Piyango dairesine geçip, milyonlarca altın değerindeki ödülleri ve hediyeleri kazanırsınız.”
İşte iki seçenek ve her seçeneğin kazandıracağı veya kaybettireceği ebedî saadet ve mutluluk hayatı.
Diğer yandan, özellikle gençlik yıllarında helal-haram demeden tüm lezzetlerin peşinde koşanların daha dünya hayatlarını bile nasıl zehirlediklerini, nasıl cehenneme çevirdiklerini gösteren sayısız örnekler…
Harama yapılan davetlere karşı ne ölçüde dik durabiliyoruz?
Bütün tablo açık ve net bir şekilde ortada dururken, ellerindeki ekonomik, siyasî ve medyatik gücü kullanan bazı kesimler vardır ki güçleriyle insanları lehviyata, nefsanî lezzet ve zevklere teşvik ederler. Onları “Cenab-ı Hakkın helal ettiği tayyibat dairesinden, haram ettiği habisat mezbelesine (pislikler çöplüğüne)” çağırırlar. Bunlar ve böylelerinin tuzağına düşen gafiller parçalayıcı arslanla, ünsiyetli ehlî atı birbirinden ayıramaz haldedirler. İdam sehpasını jimnastik ağacıyla karıştırırlar. Onların gözünde kanlı yara kırmızı güle benzer. Kendisi bu kadar akıl ve iz’andan uzak olduğu halde, aklı başında olup helali haramdan hakkıyla ayırt edebilen insanları da hor ve hakir görmekten çekinmez. Onlarla alay eder, onları küçümser, onlara hakaretler eder. Ama aklı başında, kalbi imanla dolu bir kahraman çıkar ve böyle bir sarhoş ve ahmağa karşı gereken cevabı şöyle verir:
"Yok baba! Bu ilaçlar ve tılsımların hıfz ve himayelerindeyim. Onlardan almakta olduğum haz, lezzet, keyif bana kâfidir. Fakat o arslan gibi parçalayıcı ölümü öldürebilirsen ve sehpayı kırmakla kabir ağzını kapatabilirsen ve hayatımın maruz kaldığı fena ve zeval yaralarını bir hayat-ı bakiyeye tebdil etmekle tedavi edebilirsen, pekâlâ, seninle beraber dans oynayalım. Ve illa gözümün önünden def ol, git. Sen ancak kendin gibi sarhoşları kandırabilirsin. Ben sarhoş değilim. Dünyanıza, keyfinize ihtiyacım yok!”
Şimdi sıra kendi kendimizi test etmeye geldi.
Televizyon kanalları arasında dolaşırken, internete bağlanırken, gazete ve dergi sayfalarında dünyaya dair her türlü bilgiyle haşir-neşir olurken yukarıdaki kahramanlığı ne kadar gösterebiliyor, harama yapılan davetlere karşı ne ölçüde dik durabiliyoruz?


Ekran Alıntısı.JPG


Ekran Alıntısı.JPG

radyo-1_2c406.jpgradyo-2_bc756.jpgradyo-3_4e6a6.jpg

 

MILAS

1-e1392026716167.png

2-e1392027888224.png

3-e1392027941568.png

haberihbargf.gif

reklamsabit-icasagi.gif

Adil Usta’dan Acı Haber
Bakan Koca koronavirüste son durumu paylaştı!
Nöbetteki askere komutanın sürprizi duygulandırdı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Ortaya çıkan tablo doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor'
Eğitim Sen Kadın Sekreteri Arslan: "Bir kişi eksilmeye tahammülümüz yok"
65 yaş üstünün bayramını emniyet personeli kutladı
Yavru domuzun boynundaki kelepçeyi çıkarmak için seferber oldular
Buğday, arpa, fiğ ve yulaf ekili araziler kül oldu

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

ihbarhatti_bddec.jpg

İşaretli yazıyı okutmak için tıklayın. Günaydınmilas.com GSpeech